Peygamberimizin Tebessümi Yaklaşımları

0
35

Peygamber Efendimiz, herkese samimi ve içten davranırdı. Zaman olur, şakalaşır, tatlı ve güzel bir hava oluştururdu. Çünkü başka türlü olsaydı, insanlar Peygamberimiz’e yanaşamazlar, ona soru bile soramazlardı. Zaten insan her zaman ciddi ve ağır meseleleri konuşamaz, bazen ortamın yumuşatılması, insanların rahatlatılması gerekir.

Herkes gibi Peygamberimiz (sas) de şaka yapar, lâtifeli konuşur, ama hiçbir zaman yalan söylemezdi. Çünkü şaka yollu da olsa, yalan yalandır. Bunun yanında, Peygamberimiz (sas) insanlarla alay etmez, hafife almaz, dalga geçmez, küçük düşürmez, mahcup etmez, zor durumda bırakmaz, “işletme” gibi olumsuz tavırları hoş karşılamazdı.

Peygamberimiz (sas)’in yaptığı şakalar yerli yerinde ve mesaj doluydu. Lüzumsuz ve yersiz değildi. Daha çok gönül alıcı ve sevindirici şakalar yapardı. Çocuklarla, hanımlarıyla, yaşlı ve kimsesiz kişilerle şakalaşması bu türdendi.

Peygamberimiz (sav)’in örnek latifelerinden bazıları:

Dişi Devenin Yavrusu

Bir arkadaşı kendisinden bir binek devesi ister. O (asm);

“Olur, seni bir dişi deve yavrusuna bindirelim.”der. Arkadaşı şaşırarak, itiraz eder.

“İyi ama ey Allah’ın Elçisi, ben dişi deve yavrusunu ne yapayım.Bir işime yaramaz ki.”

“Bütün develer bir dişi devenin yavrusu değil midir?”

(Ebu’ş-Şeyh el-İsbehani, Hazreti Muhammed’in Edeb ve Ahlakı, s.84.)

 

Bu Köleyi Satıyorum, Onu Benden Kim Alır?

Zahir, çölde yaşayan Müslümanlardandır. Çölden Hz. Muhammed (asv)’in siparişlerini getirir ve Hz. Muhammed (asv) de onun şehirden yaptığı alışverişine yardımcı olur. Aralarındaki ilişkinin bu boyutuna dikkat çekerek:

“Zahir bizim çölümüzdür, biz de onun şehriyiz.” der.

Fakat Zahir’in ciddi bir sorunu vardır. Doğuştan gelen bazı fizyonomik kusurları nedeniyle insanlar arasında görünmek istememekte, mecburen topluma karıştığı zamanlarda ise “Herkes bana bakıyor!” kompleksi ile ezilmekte, sıkıntı çekmektedir. Hz. Muhammed (asv) de Zahir’in bu sorununun farkındadır. Ve bir gün onu rahatlatmanın fırsatını da yakalar.

Zahir, Medine çarşısının en kalabalık olduğu bir saatte alışveriş yapmaktadır. Hz. Muhammed (asv) sessizce arkasından sokulur, elleriyle Zahir’in gözlerini yumarak bedenini kendisine çeker. Kendisine bu şakayı yapanın, kokusundan Hz. Muhammed (asv) olduğunu tanıyan Zahir ise, duyduğu mutluluktan adeta kendinden geçmiş olarak bütün vücuduyla Hz. Muhammed (asv)’e yaslanır. Peygamberlerinin o güne kadar hiç kimseye bu denli mesafesiz davranmadığını bilen Müslümanlar hayretten büyüyen gözlerle etrafına yığılırlar. Hz. Muhammed (asv) tebessümle seslenir:

“Bir kölem var. Satıyorum. Onu benden kim alır?”

Zahir bir yandan yaşadığı sürpriz iltifatın şokuyla, diğer yandan ise ömrü boyunca bütün bilincini doldurmuş olan o kompleksin etkisiyle, peygamberinin şakasına biraz acılık karışmış bir şakayla cevap verir.

“Yemin olsun ki ey Allah’ın Elçisi, beş para etmez bir köleyi satmaya çalışıyorsun.”

İşte Hz. Muhammed (asv)’in beklediği fırsatta budur. “Herkes bana bakıyor” kompleksinin sahibine “herkes” in içinde öyle bir tedavi uygulayacaktır ki, o andan itibaren Zahir, hiç kimse karşısında en küçük bir sıkıntı hissetmeden, rahat ve başı dik olarak yaşayacaktır. Bu tam taşı gediğine koyma fırsatıdır. Hz. Muhammed (asv) o anda şakayı keser. Ciddileşir. Zahir’i göstererek ve kendilerini sarmış olan kalabalığa seslenerek:

“Hayır; andolsun ki Allah ve Allah’ın Elçisi katında senin değerine paha biçilmez!”der.

O gün Zahir’in, hayatının bayram günüdür.

(Yrd. Doç. Dr. Abdullah Özbek, Bir Eğitimci Olarak Hazreti Muhammed, s.69; İmam-ı Tirmizi, Şemail-i Şerif, s.257.)

 

Param Yok Ki

Şakacı arkadaşlarından biri sık sık O’na (asm) hediye götürür. Bunlar genellikle yağ, bal cinsinden şeylerdir. Daha sonra hediyelerin satıcısı gelip malının parasını istediği zaman da fakir fakat şakacı arkadaşı Hz. Muhammed’e:

“Ey Allah’ın Elçisi! Yağın balın sahibi geldi, parasını istiyor.” der

Hz. Muhammed (asm) bunun üzerine, şakaya uyarak, ciddi bir tavırla,

“İyi ama sen onu bize hediye getirmemiş miydin?” diyerek itiraz edince de, şakacı

“Param yok ki vereyim.” der.

Bunun üzerine Hz. Muhammed (asv) gülerek alacaklının borcunu öder…

(İmam-ı Kastalani, Mevahib-i Leduniye, s.334.)

 

Gözünde Ak Olan Kişi

Hanım Müslümanlardan biri bir dileğini anlatmaktadır. Hz Muhammed (asv) bir söz arasında sorar:

“Sen şu gözünde ak olan kişinin eşisin, değil mi?” Hanım şaşırarak, cevaplar;

“Ey Allah’ın Elçisi! Benim kocamın gözünde ak yoktur.”

“Her insanın gözünde ak olur.”

(Bekir Sağlam, Model İnsan, s.76.)

 

Billurlar Kırılmasın

Bir yolculuk sırasında Enceşe isimli bir arkadaşı develerin önünde, daha hızlı yürümeleri için şarkı söyleyerek tempo tutmaktadır. Şarkı hızlanır, tempo yükselir ve develerin sürati de artar. Develerin üzerinde bulunan hanımlar için endişelenen Hz. Muhammed (asv) Enceşe’ye seslenir:

“Enceşe dikkat et! Billurlar kırılmasın!”

(Afzalur Rahman. Siret Ansiklopedisi, I/46.)

 

Zeytin Çekirdekleri

Hz. Ali (ra) ile beraber kahvaltı etmektedirler. Hz. Muhammed (asv) yüzünde bir gülümseme… Hissettirmeden, yediği zeytinlerin çekirdeklerini Hz. Ali (ra)’in önüne yığar… Sonunda Hz. Ali (ra)’ye önündeki zeytin çekirdeklerini göstererek;

“Ey Ali, ne kadar da çok zeytin yemişsin?..” der.

Hz. Ali (ra), görünümü son derece ciddi, cevap verir.

“Evet, ey Allah’ın Elçisi! Fakat siz de çekirdekleriyle beraber yemişsiniz. Baksanıza önünüzde hiç çekirdek yok.”

(Bekir Sağlam, Model İnsan, s.75 (152); Afzalur Rahman, Siret Ansiklopedisi, I/83.)

 

Bütün Vücudunla

Ordu Tebük seferindedir. En eski arkadaşlarından Malik oğlu Avf, dinlenme sırasında küçük çadırında oturmakta olan Hz. Muhammed (asv)’in kapısına gelir. Selam vererek izin ister. İçeriden İçeri gircevabı gelince de sorar;

Bütün vücudumla mı yoksa yarısıyla mı ya Rasûlallah?

Allah’ın Elçisi (asm) cevaplar;

Evet, bütün vücudunla.

(Afzalur Rahman, Siret Ansiklopedisi, I/83.)

 

Yaşlı Kadınlar Cennete Giremez!

Yaşlı bir kadın mescide, Hz. Muhammed (asv)’in yanına gelir ve

“Ey Allah’ın Elçisi! Benim için dua et de Allah beni cennetine koysun.” der.

“Yaşlı kadınlar cennete giremez.”

Kadın üzülür, ağlamaya başlar. Hz. Muhammed (asv)’in yüzünde bir tebessüm yayılır

“Üzülme, yani yaşlı değil bir genç kız olarak cennete gireceksin.” der.

(İmam-ı Tirmizi, Şemail-i Şerif, s.258.)

 

email

Hafız Yetiştiriyorum

Bir yorum ekleyin