KUR’ÂN-I KERÎM – SOHBET

0
18
Kur’ân-ı kerîm nazm-ı ilâhîdir. Kelimeleri yanyana dizen Allahü teâlâdır. Allahü teâlâ tarafından dizilmiş olarak âyetler hâlinde gelmiştir. Cebrâil aleyhisselâm, bu âyetleri, bu kelimelerle ve bu harflerle okumuş, Muhammed aleyhisselâm da, işiterek ezberlemiş ve hemen eshâbına okumuştur. Allahü teâlâ, Kur’ân-ı kerîmi, harf ve kelime olarak Kureyş lügâtı ile gönderdi. Bu harfler mahlûktur. Bu harf ve kelimelerin mânâsı, kelâm-ı ilâhîyi taşımaktadır. Bu harflere, kelimelere ve kelâm-ı ilâhîyi gösteren mânâlara Kur’ân denir. Kelâm-ı ilâhî olan Kur’ân mahlûk değildir. Allahü teâlânın diğer sıfatları gibi ezelî ve ebedîdir.

Kur’ân-ı kerîmin inmesi, 23 sene sürmüştür. Tevrat, İncil ve diğer ilâhî kitaplar ise, hepsi birden, bir defada inmişti. Hepsi insan sözüne benziyor ve lafzları da mûcize değildi. Onun için çabuk bozulup değiştirildi. Kur’ân-ı kerîm ise, Muhammed aleyhisselâmın mûcizelerinin en büyüğü olup insan sözüne benzemez.

Cebrâil aleyhisselâm her sene bir kere gelip, o zamana kadar inmiş olan Kur’ân-ı kerîmi, Levh-il-mahfûzdaki sırasına göre okur, Peygamber efendimiz dinler ve tekrar ederdi. Âhıreti teşrîf edeceği sene, iki kere gelip, tamamını okudular. Muhammed aleyhisselâm ve Eshâb-ı kiramdan çoğu, Kur’ân-ı kerîmi tamamen ezberlemişti. Muhammed aleyhisselâm, âhıreti teşrîf ettiği sene, halîfe Hazret-i Ebû Bekir, ezber bilenleri toplayıp ve yazılı olanları getirip bir heyete bütün Kur’ân-ı kerîmi, kâğıt üzerine yazdırdı. Böylece (Mushaf) denilen bir kitap meydana geldi. 33 000 Sahâbî bu Mushafın her harfinin, tam yerinde olduğuna söz birliği ile karar verdi. Hazret-i Osman 6 tane daha Mushaf yazdırıp, Bahreyn, Şam, Mısır, Bağdat, Yemen, Mekke ve Medîne’ye gönderdi. Bugün, bütün dünyada bulunan mushaflar, hep bu yedisinden yazılıp, çoğalmıştır. Aralarında bir nokta farkı bile yoktur.

email

Hafız Yetiştiriyorum

Bir yorum ekleyin